Bu soruyu soran işletmelerin çoğu aslında üç seçenek arasında kalıyor: ajansa vermek, kendin yönetmek, ya da yeğene bırakmak. Üçünün de gerçekten iyi olduğu durumlar var. Aşağıda hiçbirini kayırmadan yazdık.
Ajansın gerçekten daha iyi olduğu durumlar
Bunları küçümsemek dürüst olmaz. Şu durumlardaysan ajans doğru seçim:
Marka kimliği kuracaksan. Logo, renk seçimi, yazı tipi, tabela, ambalaj, menü tasarımı. Bunlar bir kerelik ve uzmanlık işi. Kendi başına yapılan logolar yıllarca dükkânın önünde durup işi ucuz gösteriyor.
Profesyonel video ve fotoğraf çekimi gerekiyorsa. Işık, ses, kurgu, oyuncu, mekân. Telefonla çekilen içerik günlük paylaşım için yeterli, ama tanıtım filmi için değil.
Reklam bütçen büyükse. Aylık reklam harcaman ciddi rakamlara çıktıysa, bir uzmanın o bütçeyi daha iyi yönetmesi ücretini fazlasıyla çıkarır. Küçük bütçede aynı şey tersine dönüyor; ajans ücreti reklam bütçesinden büyük oluyor.
Birden fazla şuben, çok ürünün, karmaşık bir yapın varsa. Tek kişinin takip edebileceği sınırı aşan işlerde ajansın süreç düzeni işe yarıyor.
Kriz yönetimi gerekiyorsa. Kötü bir haber, hukuki bir konu, yayılan bir şikâyet. Bunlar tecrübe ister.
Ajansın zayıf kaldığı yerler
İşini senin kadar bilmiyor. Müşterinin neden geldiğini, hangi cümleye tepki verdiğini sen biliyorsun. Ajans tahmin ediyor.
Yavaş. Bugün bir teklif düşündün, paylaşıma çıkması iki gün sürüyor. Küçük işte hız, kaliteden daha çok satış getiriyor.
Ne yaptığını anlamıyorsun. Sahada en çok duyduğumuz cümle bu: "ajansa ödüyorum ama ne yaptığını bilmiyorum." Gelen rapor sayfalarca oluyor, cevabını aradığın soru cevapsız kalıyor: bu ay kaç müşteri geldi.
Sabit ücret küçük işi zorluyor. Aylık ücret, sen o ay az iş yapsan da çıkıyor.
Kendin yönetmenin iyi yanları
- İşini biliyorsun. Doğru cümleyi zaten kurabiliyorsun.
- Anında paylaşabiliyorsun. Bugün stok geldiyse bugün duyurursun.
- Müşteriyle doğrudan konuşuyorsun. Aradaki kişi kaybolmuyor.
- Para ajans ücretine değil, doğrudan reklama gidiyor.
Kendin yönetmenin zorlukları
Bunları da yazalım, çünkü çoğu deneme burada bitiyor:
- Zaman. Dükkânı çevirirken bir de bu.
- Süreklilik. İlk hafta dört paylaşım, üçüncü hafta sıfır.
- Kurulum. İşletme hesabı, sayfa bağlama, reklam hesabı, ödeme yöntemi. İlk kurulum insanları yıldırıyor.
- Tasarım. Görselin dağınık durması işin ucuz görünmesine sebep oluyor.
Yeğen çözümü
Bedava değil, sadece faturası gelmiyor. Dürüst bakalım:
İyi yanı: Başlangıçta gayet iş görüyor. Hesabı açar, birkaç paylaşım yapar, işi yürütür.
Kötü yanı: Süreklilik yok. Okul açılınca, işe girince, küsünce iş duruyor. Daha kötüsü, hesabın şifresi onda kalıyor. İşletmeler yıllarca emek verdikleri hesabı bu yüzden kaybediyor.
Yapılacak iş: Yeğenin yapsın, ama hesabın sahibi sen ol. E-posta senin olsun, telefon doğrulaması senin numarana gelsin, ona sadece yetki ver. Bu tek düzeltme, ileride yaşanacak en büyük kaybı önlüyor.
Ajansla çalışıyorsan istemen gereken üç bilgi
Ajanstan memnun değilsen, hemen ayrılmadan önce şunları iste. Bunları veremeyen ajans zaten cevabını vermiş oluyor:
- Bu ay sana kaç kişinin yazdığı veya aradığı. Görüntülenme değil, insan sayısı.
- Reklam bütçenin ne kadarının harcandığı ve karşılığında kaç kişiye ulaşıldığı.
- Hesaplarının sahipliğinin kimde olduğu. Cevap "bizde" ise bunu bugün düzelt. Ajans değişince hesabını kaybetmemelisin.
Karar için beş ölçü
- Aylık reklam bütçen. Ajans ücretinden küçükse kendin yönet.
- Haftada ayırabildiğin saat. Bir saatin bile yoksa ajans ya da yardım şart.
- Marka kimliğin. Yoksa bir kerelik ajans işi al, sonrasını kendin yürüt.
- Şube sayın. Birden çoksa ajans tarafına kayıyor.
- Tanıtım filmi gibi bir çekim ihtiyacın. Varsa o iş ajansın.
En çok işe yarayan: karma model
Çoğu küçük işletme için en mantıklısı ikisini karıştırmak:
- Ajansa ver: yılda bir kere marka kimliği ve iyi bir çekim. Bir kerelik, proje bazlı.
- Kendin yap: günlük paylaşım, mesaj cevaplama, küçük reklam. Bunlar zaten hız ve süreklilik isteyen işler.
Böylece ajans parasının en değerli kısmını alıyorsun, en pahalı kısmını ödemiyorsun.
ReachHelm bu tabloda nerede
Dürüst olalım: ReachHelm ajansın yerine her şeyde geçmiyor.
Yapmadıkları: logo tasarlamıyor, marka kimliği kurmuyor, setli video çekmiyor, sektörüne özel uzun vadeli strateji yazmıyor. Bunlar gerekiyorsa ajansa gideceksin.
Yaptıkları, günlük işin tıkandığı yerler: "bugün ne paylaşayım" sorusu, üç ayrı yere dağılmış mesajlar, reklam açmaya çekinmek, ve en önemlisi — ay sonunda ne olduğunu görebilmek.
Yani asıl kıyası ajansla değil, hiç yapmamakla ve yarım yapmakla kur. Çoğu işletmenin gerçek durumu o.

